Çaldığı Kur’an’dan Hidayete Giden Yol: Tereque Smith

Arkadaşının elinde gördüğü Kur'an'ı okuyup etkilenmemesi için gizlice evine götüren Tereque Smith, kendisi okuyunca etkilendi ve Müslüman oldu.

734

Hidayetin nereden geleceği belli olmaz der büyüklerimiz. Allah birini diniyle şereflendirmek isterse onu hiç ummadık biçimde hidayete sevk edebilir. Birazdan anlatacağımız olay da adeta bu sözü kanıtlamak için yaşanmış. Haydi öyleyse haberimiz için Amerika Birleşik Devletleri’ne uzanalım.

Tereque Smith, manevi yönü eskiden beri son derece güçlü olan bir insan. Öyle ki, dindar bir ailede yetişmemesine rağmen çocukluğunda yalnız başına kiliseye gidermiş. İnsan fıtratında var olan tanrı ihtiyacı Tereque’i inançlı biri olmaya sevk etmiş. İlginçtir ki, kendisi aynı zamanda küçük yaştan beri kötü yollara meylettiğini, pişmanlıklarla dolu bir yaşam tarzı benimsediğini söylüyor. Bu çelişkiye şaşırmamak lazım. Çünkü tahrif edilmiş bir din insanı bütünüyle tatmin etmeyeceği gibi, günahtan kaçınması için gerekli motivasyonu da sağlamıyor.

Bu genci bunalımlı düşüncelerle baş başa bırakan bir diğer mesele de toplumsal sorunlar. Tereque İslam’ı buluşunu anlattığı videoda geçiş döneminde yazdığı bir şiiri de okuyor. Bu şiirde modern yaşamın, kapitalizmin ve çarpık Hristiyan inancının açtığı yaralar kendini ifşa ediyor. Güzel sözlerin çevirisi olmaz ama biz yine de Tereque’i anlatırken onu kendi şiirinden tanıyın istiyoruz:

“Kendime biriken borçlar, katlanan dertlerden bir hayat bulmaya çabalıyorum.
Süreç böyle işliyordu, değil mi?
Sabır benim erdemim,
Karanlıktaki o küçük ışığı kuvvetlendiren.
Farklı bir açıdan bakıyorum
Pazartesi cuma vardiyalarından bükülmüş
Sol dizimin eklemine.
Yaş dediğin bir sayıdan ibaret
Haftalık köle raporum için…”

Gizlediği Kur’an’dan Etkilendi

Genç mühtedi sorularına cevap, sorunlarına çözüm olacak İslam’ı aslında Orta Doğulu arkadaşlarından, medyada ona sunulan haberlerden yola çıkarak az çok biliyormuş. Ancak Allah’ın kitabını okuduğunda bildiklerinden çok başka, kendisini her yönüyle etkileyen bu dinle en baştan tanışacakmış.

Hidayetine vesile olan olayı şöyle anlatıyor Tereque: “Arkadaşımın kütüphanede dersi vardı. Çıkışta onu elinde bir kitapla gördüm. Elindeki Kur’an’dı. Öncesinde Orta Doğulu arkadaşlarım olmuştu. İslam hakkında az çok bir şeyler biliyordum. Arkadaşıma elindekinin sadece bir kitap olmadığını söyledim. Zil çaldığında kitabı alıp çantama koydum ve eve götürdüm. Arkadaşımı korumaya, iyilik yapmaya çalışıyordum.”

Bu olaydan üç buçuk ay sonra odasını toplarken ise şöyle bir göz gezdirmeye karar vermiş. Okuduğu her ayet onu farklı bir yerden vurmuş söylediğine göre. Kendi dininde bulamadığı cevaplar onu daha da sıkıca bağlamış Kuran’a. “Katolik okulundan döndüğümde aklımda Hristiyanlıkla ilgili sorular vardı. İsa’ya inen vahiyle, onun tasvirleriyle ilgili sorular soruyordum. Mantıklı gelmiyordu. Aldığım cevapların çoğu ‘Çünkü öyle.’ oluyordu.” Kafası iyice karışan genç, sonrasında ise kendi başına araştırmaya koyulmuş. “Araştırmamın sonlarına doğru Müslüman bir kardeşimle tanıştım. Beni camiye gelmem için davet etti. Müslümanlarla tanıştığımda Kur’an’dan okuduklarım iyice yerine oturdu.”

O süreçte Müslüman olan Tereque, zaman zaman düşüp kalktığını, eski alışkanlıklarına meylettiğini söylüyor. Ama İslam’ın getirdiği itidalli bakış açısı sayesinde bu gelgitleri olgunlukla karşılıyor: “Bazen kendini dünyanın zirvesinde görürsün. Allah o zaman seni tevazu göstermen için silkeler. Maddi şeyler seni geçici süreyle mutlu eder. Şimdi ise hiç olmadığım kadar huzurluyum.”

Tereque ne yaşarsa yaşasın huzuru tekrar Allah ile bulacağını biliyor ve bu onun için büyük bir rahatlama olmuş. Artık ne olursa olsun, tüm sevdiklerini kaybetse dahi yalnız olmadığını bildiğini söylüyor. Şiirinin devamında hislerini şöyle ifade ediyor:

“…
Şayet bir gün kaybolursam,
Adımlarımı geriye doğru takip edeceğim.
Ta ki Allah’ın kelamına varıncaya kadar
İkiyüzlülerin soluduğu kiliseye değil.

Bir adamın (İsa mesih) ızdırabı
Kurtuluş umudunuz olmamalı
İşte size Z kuşağı.”

Tereque’in yeni dahil olduğu topluluk için bir de eleştirisi var. Ona göre Müslümanlar bir arada bulunmanın değerini bilmiyor. Kendisi bu süreçte ailesi ve arkadaşları tarafından anlaşılmamanın zorluğuyla başa çıkmış. Ailesinin hidayeti için sürekli dua ettiğini söylüyor ve hitap ettiği topluluğa bir tavsiyede bulunuyor: “Müslüman ailede doğan gençler cemaatin kıymetini bilemeyebiliyor. Buradaki herkes çok nasipli, unutmayın.”

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz